Antik dünyanın en büyük ve en önemli bilgi merkezlerinden biri olan İskenderiye Kütüphanesi, sadece kitapların saklandığı bir bina değil, aynı zamanda sanatın dokuz tanrıçası Müzler'e adanmış geniş kapsamlı bir araştırma enstitüsüydü. Bu evrensel kütüphane kurma fikri, ilk olarak oraya sürgün edilen Atinalı devlet adamı Faleronlu Demetrios tarafından I. Ptolemaios Soter'e önerilmiş olabilir. Planları ilk hükümdar tarafından yapılan bu devasa kurum, muhtemelen oğlu II. Ptolemaios döneminde inşa edilerek hayata geçirildi.

Makedonyalı Büyük İskender'in MÖ 332 yılında kurduğu İskenderiye şehri, onun ölümünün ardından imparatorluğun parçalanmasıyla kumandanlarından Lagus'un oğlu I. Ptolemaios Soter'in yönetimine geçti. Savaş sevmeyen ve ülkesinin sınırlarını genişletmek yerine bilime, edebiyata yönelen bu yeni firavun, İskenderiye'yi baştan başa imar ederek dönemin en meşhur başkenti haline getirdi. Sarayın yakınlarında kurulan müze kompleksinde bir botanik bahçesi, rasathane, anatomi salonu ve fizik, tıp, astronomi, felsefe gibi dallar için ayrılmış özel evler bulunuyordu.

Bilginin Kalbi Ve Agresif Toplama Politikası

Ptolemaios krallarının kitap satın alma konusundaki agresif ve kararlı tutumu sayesinde kütüphane, kısa sürede çok sayıda papirüs ve parşömeni bünyesine kattı. En parlak döneminde dermesinde 40.000 ile 400.000 arasında, hatta bazı verilere göre toplamda 900.000 el yazması eser barındırdığı tahmin edilen bu yapı, Antikçağın en büyük dermesine sahipti. Kütüphanenin müdürü, bulabileceği her yazılı eseri alma yetkisine sahipti ve Mısır'a giren her kitabın buraya getirilmesi mecburiyeti vardı. Kitabın kütüphanede bir nüshası çıkarılarak aslı kurumda alıkonulur, kopyası ise sahibine verilirdi. Ayrıca yurt dışına gönderilen memurlar da farklı ülkelerdeki eserleri satın alıp getiriyorlardı.

Devlet tarafından desteklenen kütüphane aynı zamanda bir yayınevi işlevi görüyor ve dönemin en büyük bilim insanlarına ev sahipliği yapıyordu. Matematik bilgini Öklides, mekanik bilimci Arkhimedes, tıp bilimci Herofilos, gök bilimci Eratosthenes ve Batlamyus gibi dev isimler bu bilim sitesinde çalışmışlardır. Dağınık halde ve kaybolmaya mahkûm durumdaki pek çok eser, bu sayede emin bir toplama alanında korunmuştur.

Gizemli Ve Kanlı Son

Antik dünyanın bu büyük kültür hazinesinin nasıl yok olduğu konusu tarihin en büyük tartışmalarından biridir. Genel kanı, çıkan fanatik görüşler neticesinde antik pagan tapınakları ile yapıların imhası sırasında Hristiyanlar tarafından yakıldığı yönündedir. Bu iddiaya göre, 391 yılında Doğu Roma'nın Mısır Valisi Theophilos'un Osiris tapınağındaki arsayı kilise yapımı için vermesiyle olaylar fitillendi. Temel kazıları sırasında eski dine ait yazıların bulunduğu bir taşın çıkması ve Hristiyanların bunu alay konusu yapması şehirde büyük bir dini ayaklanmaya yol açtı. Çatışmalar sonucunda İskenderiye Kütüphanesi'nin bulunduğu bölge yerle bir edildi.

İmparator I. Theodosius'un valiye İskenderiye'deki eski pagan kültürünün neden hala canlı olduğunu sorması üzerine, vali bu durumun kütüphanedeki putperestlik kitaplarından kaynaklandığını ileri sürdü. Bunun üzerine imparator tüm eserlerin yok edilmesini emretti ve kitaplar şehrin hamamlarına dağıtılarak yaktırıldı. Halk arasında yayılan efsanelere göre kütüphanedeki kitaplar hamamlarda tam altı ay boyunca yakılmış ya da kütüphanenin kendisi altı ay boyunca yanmıştır. Öte yandan Bernard Lewis'in aktardığına göre, kütüphanenin Müslümanlar tarafından yok edildiği hikâyesi Batılı bilim insanları tarafından reddedilmektedir. Kütüphanenin sonuyla ilgili bir diğer tarihi görüş ise Sezar'ın İskenderiye'yi kuşattığı sırada yok edildiği yönündedir; varlığını dördüncü yüzyıla kadar sürdürdüğü bilinen kütüphanenin Sezar'ın kuşatmasında sadece bir bölümünün zarar görmüş olabileceği de düşünülmektedir.

Popüler kültürde de geniş yer bulan bu trajedi, 2009 yapımı Agora filmine de konu olmuştur. Geçmişin en büyük bilimsel ve kültürel birikimini barındıran bu eşsiz yerin hatırasını yaşatmak amacıyla, yakılan eski kütüphanenin bulunduğu alanda yeni İskenderiye Kütüphanesi inşa edilmiş ve 16 Ekim 2002 tarihinde hizmete açılmıştır.

Bu yazı, Vikipedi'deki İskenderiye Kütüphanesi maddesinden yararlanılarak derlenmiştir (CC BY-SA 4.0).